ARDA Beratung & Bildung GmbH
ARDA Beratung & Bildung GmbH 

Hayat Boyu Beceri Eğitimi (HBBE) Projesi - Kapanış Toplantısı

 

Başarıyla tamamlanan Hayat Boyu Beceri Eğitimi (HBBE) Projesi nin kapanış toplantısı 21 Nisan 2016 tarihinde Ankara Green Park Otel’de, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Sayın Osman Nuri Gülay, 22 İl Milli Eğitim Müdürü, Ulusal Ajans, projeye katılan öğretmenlerin ve Almanya ve İtalya proje ortaklarının katılımı ile gerçekleşti.

 

Projenin Almanya ortağı ARDA Beratung & Bildung adına kapsamlı bir konuşma hazırlayan kurum müdürümüz Dr. Susam Dündar Işık, proje'nin kişisel mesleki eğitim boyutuna katkısının yanı sıra, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerine sunduğu katkıya atıfta bulundu ve başta T.C. Avrupa Bakanlığı'na bağlı Türk Ulusal Ajansı, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim ve Teknik Genel Müdürlüğü olmak üzere, Alman Proje ortaklarına, ARDA Danışmanlık & Eğitim çalışanlarına ve Proje katılımcılarına teşekkürlerini sundu.

 

ARDA Beratung & Bıldung'un proje kapsamında Berlin'de ağırladığı öğretmenlerden Gülşah Bıyyık, Gönül Ekmekçi Güçlü ve Enver Çubukçu toplantıda birer değerlendirme içeren teşekkür konuşması yaparken, ARDA Beratung & Bildung'un hazırlamış olduğu zengin ve geniş yelpazeli eğitim programın'a atıfta bulunarak Berlin'den çok memnun ayrıldıklarını belirttiler.

 

ARDA Beratung & Bildung kurumu olarak, bizde tekrar projede emeği geçen herkese teşşekürlerimizi illetiyor, ve benzeri projelerde yeniden buluşmayı temenni ediyoruz.

 

Asağıda, müdürümüz Dr. Susam Dündar Işık ve katılımcı öğretmenlerin teşşekür konuşmalarının tam metnini bulabilirsiniz.

 

Teşekkür konuşmaları & Toplantıdan kareler

 

Dr. Susam Dündar Işık (ARDA Beratung & Bildung, Müdür)

Sayın Bakan, Değerli katılımcılar,

 

ARDA Danışmanlık & Eğitim kurumu olarak bu yaratıcı ve verimli projeye katkıda bulunma şansına sahip olmaktan büyük onur duyuyoruz, en içten teşekkürlerimiz sunuyoruz.

 

ARDA Danışmanlık & Eğitim Şirekti'ni 2010 yılında "İnsan, başarı ve bilgi“ odaklı bir vizyon'un ışığında bir sosyal girişim olarak kurduk.

 

Anadolu'nun küçücük bir köyünde, öğretmen bir babanın ilk çocuğu olarak yaşam yolunda ilerlemeye başladığımda, doğal olarak eğitimin ne kadar önemli olduğunu çok erken fark ettim. Köyümüzde babalarımız ve annelerimiz biz minik yavrularını bırakıp her hangi bir Avrupa ülkesinde ekmek paralarının mücadelesini vermeye gittiklerinde, bizlere büyümek ve sorumluluk almaktan başka bir seçenek kalmamıştı. O kadar çabuk büyüdük ki, okumayınca kurtuluşumuzun olmadığını da o yaşlarda fark ettik.  Bundan dolayı ''Yaptığımız tüm işlerin toplumsal ve vicdani sorumluğunu taşırız''.

 

Bizde cinsiyet, etnik köken, hemşerilik ve sosyal statü ayrımı yoktur. ARDA kurumuna gelen her insan bizim için ayrı ayrı çok önemli, çok özel ve geliştirilmesi gereken bir hazinedir.

 

Türkiye'de doğup büyüyen ve Almanya'da akademik ve mesleki kariyer yapmış bir kadın ve iki çocuk annesiyim. Her iki toplumu yakından tanıma ve toplumun değişik kesimlerinden gelen Alman ve yabancı kökenli genç ve yetişkinlerle pek çok başarılı çalışmalarda buluşma şansım oldu.

 

Berlin'de doktoramı tamamladıktan sonra, çok ilginç bir uluslararası iş ortamı deneyimimi Brüksel'de, Avrupa Parlamentosu'nda yaşadım. Sınırsız, savaşsız, eşit ve özgür Avrupa Birliği mücadelesini, farklılıklardan gelen zenginliklerin inanılmaz gücünü, başarısını, son derece açık ve meraklı tek Türk kökenli kadın olarak, o zamanlar 20 ülkenin buluştuğu o parlamentoda fark ettim. Avrupa Birliği – Türkiye ilişkilerini kaynaştırma çalışmaları, toplumların birbirine daha meraklı ve önyargısız yanyana gelmeleri fikri ogün kişi olarak hedefimdi. Bugün ise tüm bunlar ARDA Danışmanlık & Eğitim'de kurumsal olarak hedefimiz olmuştur.

 

Bu felsefe ile ARDA  bugüne kadar Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen yüzlerce kişiye  staj, meslek içi eğitim ve çalıştay imkanları sundu. Fakat bizim için en önemli ve en büyük proje Hayat Boyu Beceri Eğitimi Projesi olmuştur. Bundan 2,5 yıl önce Türkiye'de en büyük projeleri yapan kurumları araştırırken, yolum bu projenin ana mimarlarından biri olan Şennur Çetin hanıma çıktığında görüşmemiz esnasında bir kahve içimi sürede kendisini ve çalışmalarını gözlemleme şansım oldu. Şennur Hanım’da yaptığı işe duyduğu sevgi ve tutkuyu fark ettim. Sonra takıma engin proje tecrübesi,  bilgisi ve sabrı ile Levent Tolay bey eklendi. Güçlü bir takım olduk. Oniki alanda 500 meslek öğretmenini 1 ay süreli eğitimi konusunda Mesleki Eğitim ve Teknik Genel Müdürlüğü ile mutabık kaldık. Ulusal Ajans sınırlı bütçe nedeniyle 260 öğretmenin eğitimine" tamam" dedi.

 

ARDA Danışmanlık & Eğitim, Hayat Boyu Beceri Egitimi Projesi kapsamında, Türkiye'nin Ankara, İstanbul, Eskişehir, İzmir, Sakarya gibi farklı 22 ilinden Gazetecilik,  - Radyo - TV, - Grafik ve Fotoğrafçılık, - Metal Teknolojileri, - Motorlu Araçlar Teknolojisi, - Hasta Ve Yaşlı Hizmetleri, Mobilya ve İç Mekan Tasarımı, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi alanlarından seçilip gelen 159 meslek ögretmeni 1 er ay süre ile güçlü Alman partnerlerimizle birlikte mesleki egitimine tabi tuttu. Farklı meslek alanlarından gelen öğretmenler, Berlin'deki iş birliği içinde bulunduğumuz Almanya başbakanlığı,  Berlin Başbakanlığı, diğer bakanlıklar, belediyeler, meslek odaları, sivil toplum ve kamu kuruluşları, kobiler, endüstriyel kuruluşlar, sanat-kültür ve spor alanında hizmet veren projelerde eğtim alma fırsatı elde ettiler.

 

Bunların arasında Axel- Springer, Siemens, Mercedes, BMW gibi dünya devi özel şirketlerde son Teknolojileri yerinde inceleme etkinlikleri de yer alıyordu.

 

Proje katılımcıları tarafından olumlu tepkiler aldıkça, biz de önümüze koyduğumuz hedeflerin çıtasını yükselterek, geniş bir hizmet yelpazesini içeren çalısma programları hazırladık. Almanya Başbakanlığı'nda federal düzeyde Almanya Eğitim Politıkaları, Berlin Eğitim Bakanalığı'nda eyalet düzeyinde eğitim politikaları ve Belediye başkanlarından yerel yönetimlerin eğitim çalışmaları, dar gelirli ailelerin ve mülteci çocuklarının eğitime kazandırılması ve sosyal başarıları için yapılan çalışma ve projeler hakkında bilgilendirildiler. 

 

Bir   katılımcı, “ARDA'nın işi çok zor, kısmen çok farklılıkları barındıran Alman ve Türk toplumu arasında kültürler arası iletişimi sağlamak her kurumun harcı değil, bir taraftan mantık ''Alman toplumu'', diğer taraftan duygusallık ''Türk öğretmenler'' dedi. Evet, kolay değil yaptığımız iş, ama zaten var olma nedenimiz zoru başarmak.

 

Başta T.C. Avrupa Bakanlığı'na bağlı Türk Ulusal Ajans ve T. C. Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim ve Teknik Genel Müdürlüğü'ne, Alman Proje ortaklarımıza, ARDA Danışmanlık & Eğitim çalışanlarına ve Proje katılımcılarına tüm emeklerinden dolayı  teşekkür ediyorum. Umarım bu tür projelerin devamlılığı sağlanır ve yeniden bir araya gelir, başarı hikayelerimize yenilerini ekleriz.

 

21. yüzyılda hep daha güçlü bir Türkiye yolunda hep beraber çalışmak dileğiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Gönül Güçlü (MEB, Öğretmen)

Değerli katılımcılar,

 

Ben Gazi Osman Paşa Mesleki Teknik Anadolu Lisesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi öğretmenlerinden Gönül Güçlü.

 

Öncelikle bu projenin içinde olmaktan dolayı duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim.Bu imkanı bize sunan MEB MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM Genel müdürlüğüne, ARDA Danışmanlık & Eğitim ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

 

Projeye katılacağımı öğrendiğim anda; Okul Öncesiyle ilgili bu işin başlangıcını yapmış olan Almanya’daki yaklaşımları ve eğitim sistemini yakından inceleme fırsatı bulacağımı düşünmüştüm.

 

Nitekim öyle de oldu.

 

Ancak sadece okul öncesi değil; Meslek lisesi boyutunu,Üniversite boyutunu, Zihinsel Özel eğitim gerektiren çocukların yaşadıkları yurtları,Toplumda sıkıntılar yaşayan insanların 2-3 yıl kalarak rehabilite edildikleri ve tekrar topluma kazandırıldıkları evleri, yine rehabilitasyon anlamında çalıştıkları özel yerleri ve yaptıklarını yakından inceleme fırsatı bulduk.

 

Bu kadarla da kalmayarak,Kültürel anlamda Türk konsolosluğu, Almanya ve Berlin Başbakanlığı, Türk Alman Sanayi ve Ticaret Odası gibi kurumları ziyaret ederek, siyasi ve ekonomik anlamda kadının ve çocukların Almanya‘daki yeri ve önemi, iş alanları, Türk insanının Almanya daki yaşayışları ve onlar için yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgi aldık. Alman Eğitim ve Bilim Sendikası yetkilileri ile görüşerek, yapılan çalışmaları öğrendik.

 

Dünya da neler olup bittiğini yerinde gözlemlemek elbette çok önemli bir kazanım oldu.

Kaldı ki; ayrılan sürenin, ziyaret edilen ya da görüşme yapılan hedef kişilerin çok doğru seçilmiş olması da ayrıca önemli bir katkı sağladı. Tüm arkadaşlarım gibi benim de algım hep biz ve onlar üzerineydi. Zira bizim bu projeye seçilmiş olmakla üstlendiğimiz en büyük görev; ülkemize dönerken daha fazlasını daha iyisini daha doğrusunu nasıl yaparız noktasında yoğunlaşmaktı.

Bu duyarlılıktaki arkadaşlarla aynı ortak payda da buluşmanın mutluluğunu yaşadık.

Nitekim; Türkiye ‘nın 22 ilinden gelen çok değerli Çocuk Gelişimci arkadaşların birbiri ile kaynaşması ve paylaşımları çok önemli bir kazanımdı.Birbirimizle yaptığımız gözlemleri ve yaşadığımız tecrübeleri paylaştık ve yeni dostluklar kurduk.

 

Tabi bu süreçte; sadece mesleki değil, sosyal anlamda da çalışmalarımız oldu.

Almanya’ nın tarihi ve doğal güzelliklerini,yaşayışlarını,dünyaya bakış açılarını da gördük.

Bütün bunlar benim eğitim alanındaki bakış açımı geliştirdi.

 

Ülkeler arasındaki sosyolojik ve sosyo ekonomik farklılıklar; Çocukların kendi kararını vermeleri ve tabi ailelerin korumacı değil, serbest bırakan, yaşadığı tecrübelerle kendini geliştiren bireyler yetiştirerek geleceğe kararlı ve kendinden emin ne istediğini bilen,meslek eğitimine geçtiğinde alanı tanıma fırsatını başta gördüğü için gerekirse alan değiştirebilen ve dolayısıyla seçtiği mesleği severek ve isteyerek yapan bireyler yetişmesini sağlayan bir sistemi öğrendim.

Zihinsel engelli bireylerin nasıl topluma kazandırılacağı, ailesi dışında arkadaşlarıyla yaşayıp kendi kararlarını vermelerini sağlayan yurtlardaki yaşayışları örnek alınması gereken noktalardı.

Bu ve benzeri bir çok konuda farklı tecrübeler ve hem mesleki hem de dünya görüşü anlamında farklılıkları gözlemlemek değer biçilemez bir kazanım diye düşünüyorum.

 

Son olarak; bizler elbette bu projede seçilmiş kişiler olarak eksik ya da farklı gördüğümüz hususları öğrendik. Ancak bizler de; yetişmiş donanımlı, modern ve belirli birikimlere sahip çagdaş Türk Kadını’nı onlara tanıttık diye düşünüyorum. Bizlerin uygulamaları ve fikirleri yabancı dostlar tarafından hayli ilgi ve takdirle karşılandığından bunu çok emin söyleyebiliyorum.

 

Temsil ettiğimiz misyonun gereklerini layıkı ile yerine getirmiş olmanın huzuru ile ülkemize döndük.

Gerek bizim görüş ve bilgilenmemizi geliştirmek gerekse bizde var olanları anlatabilmek-tanıtabilmek anlamında; İçerik, hazırlanış, ilgili kişiler, temas kurulan kurumlar, uygulama ve daha birçok noktada olumlu katkılar sağlayan bu tür temasların sıklıkla yapılmasının gereğini vurgulamak isterim.

 

Tüm bunları ve daha fazlasını yaşayarak öğrenme fırsatını verdiğiniz ve bu projeyi hazırlayıp, bu süreçte yanımızda olduğunuzu hissettirdiğiniz için MEB MTEGM’den Daire Başkanı Sn.Şennur Çetin’e , Sn.Levent Tolay’a, projede emeği geçen herkese, Almanya boyutunda da Sn.Dr. Susam Dündar Işık ve Sn.Dr.Kemal Işık ’a teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

 

Gönül GÜÇLÜ

Gülşah Bıyyık (MEB, Ögretmen)

Değerli katılımcılar,

 

Hasta ve yaşlı hizmetleri alanı öğretmeni olarak katıldığımız bu proje ile Berlin'de eğitim, sağlık, sosyo kültürel alanda birçok bilgi edindik. Çeşitli sağlık ve bakım kuruluşunun geriatrik bireylere verdikleri hizmetleri inceleme fırsatı bulduk.

 

Almanya'da geçirdiğim bu bir aylık sürede yaşlı sayısının çok fazla olduğu ve bakım yüklerinin gün geçtikçe arttığını, iş gücünün ise buna bağlı azalmış olduğuna şahit oldum.

Orada yaşlı bakımı alanında ihtiyacın çok olması, gençlerin bu işi yapmak istememesi büyük bir sorun oluşturmaktadır. Hükümet bu sorunu aşmak için yabancı uyrukluları ve mültecileri kısa süreli eğitimlerle istihdam etmektedir, bu da bakım veren kişilerin kalifiye olmamalarına ve kültürel bakımı tam işleviyle yerine getirememelerine neden olmakdadır. Bu bakımdan da yaşlı bireyler yeterince memnun kalmamaktadır. Yaşlı bakımının daha etkin bir şekilde verilebilmesi gayesiyle bireylerin bakım yüklerini hesaplıyorlar ve yaşlıların ihtiyaçları doğrultusunda hizmet veriyorlar. Almanya'nın yaşlı nüfusu fazla olduğu için ülkemizden farklı bir sigortalama şekli bulunmakta. Sigorta sistemleri hastalık sigortası, emeklilik sigortası, işsizlik sigortası ve buna ek olarak da bakım sigortası üzerine kurulu. Bireylerin bakım sigortasından yararlanabilmeleri için, beş yıl pirim ödemeleri gerekiyor. Yaşın ilerlemesiyle ödenen pirim miktarı artıyor. Bu süreçte bakım ihtiyacı olmayan bireylerin bazı dönemlerde pirim miktarı azaltılıyor. Bakım sigortasının yaşlı bireye geri dönüşüne baktığımızda, üç seviyede hizmet verildiğini görüyoruz. Birinci seviye hafif durumdaki yaşlılar için, kendi evlerinde günde 45 dk süreyle bakım karşılığı sigorta aylık 240 Avro ödüyor. İkinci seviye orta düzeydeki yaşlılar için, 90 dk kendi evinde bakım karşılığı sigorta aylık 500 Avro ödüyor ve üçüncü seviye yatağa bağımlı hastalar için sigorta 24 saatlik bakım karşılığı 600-700 Avro ödüyor. Herhangi bir sigortası bulunmayan bireylerin bakımı ise, sosyal devlet anlayışı ile devlet tarafından karşılanıyor. Artan yaşlı nüfusun bakım masrafını hükümet kendisine bir yük olarak görmüş ve halk buna tepki olarak gönüllü bakım kuruluşlarını açmıştır. Bu proje sayesinde hasta ve yaşlılara hizmet veren birçok kurum ve kuruluşu inceleme fırsatı bulduk. Huzur evleri, günlük bakım merkezleri, danışmanlık büroları, yaşlı bakım merkezleri gibi birçok kurumun faaliyetlerini inceledik. Örneğin bir sağlık personelinin, bakımı üstlenilen yaşlının evine giderek onun alış verişinin yapılması, kuaför gibi ihtiyaçlarının karşılanması, arkadaşları ile görüştürülmesi, yasal evraklarının hazırlanmasına yardım edilmesi gibi bir çok alanda hizmet verildiğini gördük. Adeta bir kreş gibi hizmet vererek bakımı üstlenilen yaşlının gününün güzel geçmesini sağlayan donanımlı günlük bakım merkezlerinin olduğunu gördük. Ülkemizde geriatrik bireylerin sayısının hızla arttığı göze alındığında yaşlı bireye hizmet veren kurum ve kuruluşların sayılarının arttırılması ve kalite standartları açısından hizmetlerin ileri düzeye çıkarılması gerekmektedir. Yaşlı bireyin sosyal hayata katılımının önemi düşünüldüğünde bu bakımın geliştirilmesi için önemli hizmetler verilebilir.

 

Ülkemizdeki yaşlı nüfusunun daha iyi hizmet alabilmesi için, öğrencilerimizin daha donanımlı atölyelerde yetiştirilmesi, gençlerimizin yaşlılara bakış açısının ılımlı ve olumlu yönde değiştirilmesi gerekmektedir. Aynı süreçten hepimizin geçeceği, mutlak bir gerçektir. Aile bağlarının gücüne inandığımız ülkemizde gelecekte batı ülkelerinin tecrübe ettiği sorunlarla yüzleşmemek için hasta ve yaşlı bakımının profesyonel alana taşınması gerekmekte ve gerekli eğitim, donanım ve iş istihdamının sağlanması önemli rol oynamaktadır. Bu alanda gerçekleştirilen projelerin arttırılması, gençlerimizin daha donanımlı ve ufkunun açık yetiştirilmesi için çok değerlidir. Bu projede emeği geçen herkese ve eğitim gönüllülerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

 

Gülşah Bıyyık

Enver Çubukcu (MEB, Ögretmen)

Değerli katılımcılar,

 

Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün Hayat Boyu Beceri Eğitimi Projesi katılımcı öğretmenlerinden biriyim. Bu büyük projeye katılma şansı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Sektörün insan kaynakları bakımından arz ve talep arasındaki ilişki ve dengeyi incelemek amaçlı başlatılan projede; meslek dersleri öğretmenleri olarak alanlarımızda AB ülkelerindeki uygulamaları inceleme olanağını bulduk. Bu anlamda başta genel müdürlüğümüzün yetkilileri olmak üzere projeden sorumlu tüm arkadaşlara ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Öğretmenler olarak bizleri bilgi, beceri, yeterlilik ve mesleki birikimlerindeki durağanlıktan çıkararak, hareketliliğe olanak sunan bu proje ile ülkemizin AB ile bütünleşmesine katkı sunacak bilgi, birikim ve deneyimlerin kazanılmasına olanak bulduk.
 

Öğrenmenin yaşı yoktur, gerçeğini bu proje ile yaşantımızda da içselleştirme fırsatını yakalamış olduk. Gözlem, deneyim ve birikimlerin aktarılmasında rehberlik görevi olan biz öğretmenlere sunulan bu olanaklar, bizlerin ve öğrencilerimizin yaşantısında olumlu gelişmelerin olmasına katkı sunmuştur.

Teknolojinin yaşantımızdaki yerinin ve belirleyiciliğinin her geçen gün artarak devam ettiği günümüzde, teknolojiyi doğru ve bilinçli kullanma hayati bir öneme sahiptir.

Ülkemizdeki var olan bu olanakları gençlerimizin yetiştirilmesinde kullanmak da ayrıca biz rehber öğretmenlerin deneyimleri ile mümkün olmaktadır. Aksi tutum adeta teknoloji çöplüğüne bir tuğlanın daha eklenmesine hizmet edecektir.

Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nce ARDA Eğitim ve Danışmanlık Konsorsiyumunda hazırlanan, Türk Ulusal Ajansı tarafından desteklenen bu proje için çıktığımız Berlin yolculuğunda dostluk, arkadaşlık paylaşımlarının yanı sıra, sektör kuruluşları, okullar, parlamento, başbakanlık gibi kuruluşları ziyaret ederek mesleki formasyonlarımızı artırdık.

Bu ziyaretlerimizde mesleki deneyimlerin yanı sıra kamu yayıncılığı hakkında da zengin deneyimler elde ettik.

 

Berlin’deki ilk iki günlük etkinliğimiz ARDA Eğitim ve Danışmanlık kuruluşunun güler yüzü Dr. Kemal Işıkla yaptığımız oryantasyon çalışmaları ve gezileri oldu. Bu aşamada hem Berlinin ulaşım sistemini deneyimlerken bir taraftan da şehri geziyor, kuralları da öğreniyorduk yavaş yavaş.

Oryantasyon kapsamında ilk olarak gittiğimiz yerler 1943 yılında bombalı saldırıda yıkılan Berlin'in en çok ziyaret edilen simgelerinden Kaiser-Wilhelm Kilisesi, Potsdamer Platz, Berlin Teknik Müzesi oldu.

Bu ara da Berlin’in yer altı ve yerüstü ulaşım ağında meşhur bilgisayar oyunun kahramanı gibi Süper Mario olduk birkaç gün içinde. Her gün şehrin farklı bir bölgesindeki farklı kurum ve kuruluşlara gidip geliyorduk çünkü.

 

İlk gittiğimiz kurum Dünyanın en büyük medya kuruluşu olan Axel Springer Akademisi oldu. Burada infografik sayfa tasarımını ve istihdam edilecek muhabirleri nasıl yetiştirildiğini öğrendik.

Sözü uzatmadan eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına katıldığımız diğer kuruluşlardan da kısa kısa bahsetmek istiyorum.

Sonraki durağımız ise Almanya’nın üç büyük meslek okulu arasında yer alan OSZ KIM medya okulu oldu. Burada bir taraftan Almanya’nın mesleki eğitim sistemi hakkında bilgi aldık bir taraftan da okulun stüdyosunu, montaj ve kurgu odalarını inceleyerek teknik bilgiler aldık.

Ziyaret ettiğimiz bir diğer okul ise Berlin Medya ve Baskı teknikleri okulu (Ernst-Litfaß-Schule) oldu. Medya asistanlığı, baskı teknikleri, ciltçilik, ambalaj tasarımı ve dijital fotoğrafçılık eğitimi verilen okul yetkililerinden mesleki eğitim sistemi hakkında ayrıntılı bilgi aldıktan sonra okulun atölyelerini gezerek çeşitli uygulamalara katıldık.

Burada beni en çok heyecanlandıran kısım ise Almanyanın ilk radyo ve televizyon kuruluşu olan RBB – (Rundfunk Berlin – Brandenburg) TV ve Radyo Yayınları hakkında bize bilgilendirme yapan kişinin aynı zamanda Haber Müdürü Dr. Cem Dalaman olmasıydı.

Avrupanın en büyük grafik atölyesi olan Kulturwerk ise inanılmaz bir deneyim oldu. 

Ayrıca Almanya Barbakanlığında, Almanya Şansölye`si Angela Merkel`in basın sözcüsü Steffen Seibert ve hükümet sözcüleri ile Başbakanlıkta yapılan basın çalışmaları hakkındaki bilgilendirmede basın ve yönetim ilişkileri açısından çok yararlı bilgiler edindik.

ARD – (Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kamu yayıncılığı enstitüsü konsorsiyumu  ) Merkez stüdyosunda ise Almanya’daki kamu yayıncılığının tarihçesi, kuralları ve ilkelerinin yanı sıra bu kuruluşların mali kaynaklarını öğrendik.

Berlindeki çalışmamızın en heyecan verici ve hareketli iki gününü IPN ile yaşadık. Naklen yayın hizmetinin yanı sıra bir çok ülkenin haber kanallarına teknik ekipman ve eleman sağlayan bir kuruluş olan IPN yetkilileriyle ilk gün naklen yayın aracı ve çalışma sistemleri hakkında eğitim çalışması yaptık.

Çalışmanın ikinci gününde ise günün en heyecan verici aktivitesi olan 3G Uplink canlı yayın sistemi ile yayına geçmemiz oldu. Muhabir de bizdik kameramanda bizdik. Saatlerce canlı yayında Dünya ve Türkiye'ye ile iletişim kurduk. Naklen yayında bir taraftan AB Hayat Boyu Beceri Eğitimi Projesi kapsamında yapılan çalışmalar ve Berlin izlenimleri ile ilgili duygu ve düşüncelerimizi aktarırken bir taraftan da hasret giderdik.

Berlin Parlamentosu Milletvekili Dr. Turgut Altuğ ile Parlamento'da buluşmamız bizi adeta evimizdeymişiz gibi hissettirdi. Dr. Altuğ bize hem Berlin parlementosu ve basın ilişkileri hakkında hem de Almanya’daki seçim sistemi ve yerel yönetimler hakkında açıklamalar yaptı.

Federal basın toplantısı merkezinde katıldığımız Almanya hükümeti sözcüsünün basın toplantısında, bugüne kadar öğrendiğimiz başta basın meslek ilkeleri olmak üzere, habercilik ilkelerinin yaşam bulduğuna tanıklık ettik.

Bağımsız haber üretilmesini amaç edinen tamamen özerk bir kuruluş aracılığıyla basın toplantılarının yapılması bizim için güzel tanıklığa, deneyimlere hizmet etti.

Avrupa`nin en büyük ve fazla bütçeli Vakfı olan Friedrich Ebert Vakfı Medya sorumlusuyla buluşmamamızda;

kamuoyu araştırmaları, bilimsel araştırmalar, basın mensuplarına bilgilendirme gezileri düzenlemek ve medya özgürlüğünün genişletilmesi ile ilgili çalışmalar yapmak amacıyla oluşturulan vakıfların, adeta bir kamu kurumu gibi sorumluluklarını yerine getirirken devlet bütçesinden de destek aldıklarını öğrenmiş olmak güzel bir bilgilenim oldu.

Bu projenin bir katılımcısı olmanın bana sağladığı başka bir katkı da, ülkemizdeki öğrenci ve öğretmenler için Avrupa’ da eğitim almanın artık bir hayal olmaktan çıkıp, bunun eğitimin bir parçası olduğunu bizzat görmek, yaşamak ve öğrencilerimle paylaşmak oldu.

Ayrıca bu tür projelerin tekrar edilmesi ve süresinin daha uzun tutulması gerektiğini düşünüyorum.

 

Bu deneyim ve gözlemlerimize katkı sunan Arda Eğitim ve Danışmanlık Kurumuna ve yetkililerine de teşekkür etmeyi bir borç olarak görüyorum.

Ayrıca, ARDA çalışanlarının işlerine olan saygısı ve titizlikleri sayesinde bu tür projelerin öncelikle gezi amaçlı değil eğitim amaçlı olabileceğini öğrenmiş olmam benim için değerli bir kazanım oldu.

Konuşmalarıma son verirken hepinize teşekkür ediyor, tüm meslektaşlarımın bu güzel deneyim olanaklarına kavuşmasını diliyorum.

Teşekkürler.

Adresse

ARDA Beratung & Bildung
Lenaustraße 1

12047 Berlin

 

E- Mail Adresse:

susam.dundar-isik@hotmail.de

info@ar-da.de

 

www.susam-dundar-isik.com

 

https://www.youtube.com/results?search_query=arda+beratung+bildung

Telefon:

 

+49 030 25580178

 

oder nutzen Sie das Kontaktformular.

Druckversion Druckversion | Sitemap
© ARDA Beratung & Bildung